Beslenme Projesi - Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)
Yazı boyutunu büyüt Yazı boyutunu küçült

Sabancı Vakfı, 2006 yılında Anne Çocuk Eğitim Vakfı'nın (AÇEV) başlattığı Okul Öncesi Beslenme Desteği projesine verdiği desteğe 2007 yılında da devam etti.
 

AÇEV tarafından "7 Çok Geç Kampanyası" kapsamında okul öncesi eğitime destek olmak, 0-6 yaş dönemi eğitimin yaşamsal önemi konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek, mevcut okullaşma oranını yüzde yüz artırmak amacıyla geliştirilen ve Ağrı, Bitlis, Bingöl, Diyarbakır, Erzurum, Hakkâri, Mardin, Muş, Şanlıurfa ve Van illerindeki okul öncesi kurumlarda, öğrencilerin beslenme ihtiyacını karşılamak üzere "Beslenme Projesi" hayata geçirilmiştir.


Projenin sponsorları Sabancı Vakfı, Eti, Finansbank, Dimes, Fındık Tanıtım Grubu, Nestle, Tetra Pak ve Danone'dir.
 

Erken çocukluk adı verilen 0-6 yaş arası dönem, çocuğun en hızlı geliştiği dönemdir. Beyin gelişiminin üçte ikilik bölümü 0-4 yaş arasında tamamlanmaktadır. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler beynin çalışma biçimi için belirleyicidir ve aynı zamanda insan gelişiminin başlangıç noktasıdır. Bu yüzden bu dönemde çocuğun yeterli biçimde beslenmesi, etkileşimde bulunabildiği, onun gelişimini destekleyen bir ortamda bulunması gerekmektedir.
 

Nüfusunun yarısından fazlası 25 yaşın altında olan ve yılda 1.4 milyon bebeğin doğduğu ülkemizde, 0-6 yaş grubundaki 7 milyon çocuğun ancak % 14'ü okul öncesi eğitimi hizmetlerinden yararlanabilmektedir. Bu yaşlardaki eğitim eksikliğinin sonradan giderilmesinin neredeyse imkansız olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu tablo gelişmiş ülkeler düzeyine yükselmeye çalışan bir ülke açısından hiç de iç açıcı değildir.
 

Nitelikli ve etkili bir erken çocukluk eğitiminin ülkemize başlıca katkıları:
 

  • Çocukların ve ülkemiz insanının uzun vadede daha üretken, daha yaratıcı, sorun çözmede daha yetkin olmalarını sağlar.
  • Dilsel, zihinsel, fiziksel, sosyal ve duygusal açıdan gelişmiş çocuklar okula hazır olur, daha rahat uyum sağlar, böylelikle ilköğretim kalitesi yükselir.
  • Okula hazır çocukların sınıfta kalma ve okulu terk etme oranları düşer, bu da maliyetleri azaltır.
  • Toplumdaki vasıflı çalışan sayısı artar, yükselen üretim ekonomik yarar getirir.
  • Toplumda suç oranları düşer.
  • Sosyo-ekonomik ve cinsiyete dayalı eşitsizliklerin etkisi hafifler.
  • Kadınların işgücüne katılımlarını, ayrıca çalışma verimliliklerini artırır.
  • Sağlıklı ve iyi beslenen çocukların ölüm oranları düşer.
  • Geleneklerin nesilden nesile aktarılmasına, oluşması istenen yeni değerlerin tohumlarının atılmasına olanak tanır.
  • Köyden kente göçün getirdiği sorunların çözümüne katkıda bulunur.
     

Okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması için toplumun her kesiminin sorumluluk duyması gereklidir. Türkiye'nin hem sosyal hem de ekonomik olarak Avrupa Birliği ülkeleri standartlarını yakalaması çalışmalarında, bu konuya yatırım yapılmasının önemi de göz ardı edilemez.
 

Beslenme ürünlerinin Aralık ayı başı itibariyle illere sevk edilmesi ve çocuklara ulaşmasıyla hayata geçen proje kapsamında toplanan bağışlarla; 2006 öğretim yılı sonuna kadar, Ağrı, Bitlis, Bingöl, Diyarbakır, Erzurum, Hakkâri, Mardin, Muş, Şanlıurfa ve Van illerinde yaklaşık 30 bin çocuğun beslenme ihtiyacı karşılandı.
 

AÇEV'in, erken çocukluk eğitiminin yaşamsal önemi konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek ve Türkiye'de okul öncesi eğitme katılımı artırmak amacıyla Mart ayında başlattığı ve Sabancı Vakfı’nın desteklediği "7 Çok Geç Kampanyası"nın önemli adımlarından biri olan "Beslenme Projesi"nin amaçları arasında;
 

  • İhtiyacın en yoğun olarak görüldüğü, ancak eğitime katılımın düşük olduğu bu illerde ana sınıfındaki çocukların okula gittikleri her gün beslenmelerine destek olunması,
  • Ailelerin, okul öncesi kurumlarına vermekte zorlandığı "kahvaltı/yemek" gibi giderlerin okullar tarafından talep edilmemesi,
  • Ailelerin çocuklarını, ücretsiz eğitim ve günlük beslenme imkanı olan okul öncesi eğitimine yollamalarının teşvik edilmesi,
  • Bu illerde, mevcut okul öncesi eğitim düzeyinin yüzde yüz artırılmasının, yani 56.200 çocuğun okullaştırılmasının ve okula devamlılığının sağlanması yer alıyor.
     

Türkiye'de kurum merkezli eğitim modeli şimdiye dek benimsenen ana model olmuştur. 4-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 21'i , 5-6 yaş grubundaki çocukların ancak yüzde 32'si Milli Eğitim Bakanlığı'na veya Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı okul öncesi kurumlardan faydalanmaktadır. Türkiye, tüm orta ile düşük gelirli ülkeler arasında en düşük okul öncesi eğitim oranlarından birine sahiptir.
 

Okul öncesi eğitim kırsal kesim ve gecekondu yerleşiminin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan çocuklara ulaşamamakta (Ağrı % 1,6, Şanlıurfa % 2,57, Şırnak % 2,27; MEB, 2003), her yıl milyonlarca çocuk potansiyellerinin en üst sınırına kadar gelişme hakkından mahrum kalmaktadır.
 

Dünyada ise; zorunlu eğitim öncesinde, 3-5 yaşlarında erken çocukluk eğitimine ulaşan çocuk oranlarına bakıldığında ekonomik açıdan çok benzetildiğimiz Meksika'da yüzde 70; Fas'ta yüzde 34, Ürdün'de yüzde 27, Suriye'de ise yüzde 9; Doğu Avrupa ülkelerinde en az yüzde 50; üye olmak istediğimiz AB ülkelerinin her birinde bu oranlar yüzde 100'e yakındır.
 

Yaşanılan Sorunlar
 

  • Hizmetin sadece kurum merkezli olması, ayrıca 4-6 yaş grubuna ağırlık verilmesi.
  • Türkiye genelindeki erken çocukluk eğitim kurumlarının çoğunun büyük illerde ve ülkenin batısında yer almasından ötürü hedef kitleye ulaşılamaması.
  • Erken çocukluk gelişimi programlarına genelde sadece ilköğrenime hazırlık açısından bakılması ve tüm sistemin buna göre planlanması.
  • Standart eksikliği ve denetim yetersizliği.
  • Merkezi bir müfredatın, ülkenin farklı yerlerinde, farklı koşullardaki çocuklarının ihtiyaçlarını tümüyle karşılayamaması.
  • Var olan öğretmen sayısının yetersizliği.
  • Erken çocukluk eğitimi ile ilgili sağlıklı istatistiklerin bulunmaması.
     

Çözüm Önerileri
 

  • Okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi için ekonomik analiz yapılması.
  • Erken çocukluk eğitiminin önleyici müdahale programları çerçevesinde sunulması.
  • Erken çocukluk eğitimi programlarına dair tüm modellerin devreye sokulması.
  • Televizyon yoluyla erken çocukluk eğitimi.
  • Kaliteli bir erken çocukluk eğitiminin yaygınlaştırılması, standartlar ve akreditasyon.
  • Öğretmen açığının giderilmesi.
  • Erken çocukluk dönemine dair sağlıklı veri tabanı oluşturulması ve istatistiklerin elde edilmesi.
  • Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden erken çocukluk eğitimine ayrılan kaynağın değerlendirilmesi.
  • UNICEF, UNESCO, Dünya Bankası, OECD, Avrupa Birliği gibi yabancı kaynakların bu konuda harekete geçirilmesi.
     

Toplumsal Kazançlar
 

  • Çocukların yaşama eşit bir başlangıç yapması
  • Daha uzun süreli öğrenim
  • Daha geç yaşta çalışma hayatına giriş
  • Daha iyi aile içi ve çocuklar arası iletişim
  • Öğrenim yaşamında daha fazla uyum ve başarı
     

Kampanyanın Etkileri
 

  • Medya yoluyla kamuoyunun konu üzerine odaklanmasını sağlamak, okulöncesi eğitimin sorunlarını gündemde tutmak
  • Sempozyumlar ve yeni araştırmalarla bilgi üretmek
  • Güç ortaklarıyla oluşturulan platformun daha geniş bir katılıma ulaşması için toplantı ve paneller düzenlemek
  • Çocuk şenliği, spor organizasyonları, konserler, fotoğraf yarışması gibi etkinliklerle kitlesel farkındalığı yükseltmek
  • Karar vericiler ve toplumsal fikir önderleriyle belirli aralıklarla bir araya gelerek eğitim politikasındaki köklü değişiklik önerileri üzerinde çalışmak
Üyelikler | SSS | Basın Haberleri | Sosyal Medya | Multimedya Galeri | Logo Kullanımı | Site Haritası | İletişim
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Hakkında Bilgilendirme
Sabancı Vakfı - Tüm Hakları Saklıdır.   Sabancı Vakfı Facebook Sayfası   Sabancı Vakfı Twitter Sayfası