Bir toplantı salonunda kare masalar etrafına oturmuş insanlar masalar üzerinde bulunan renkli birçok malzeme ile çalışıyor.
A Büyük yazı fontu
A Orta yazı fontu
A Küçük yazı fontu

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ

GÖRME ENGELLİ ÖĞRENCİLER İÇİN ENGELSİZ FEN ÖĞRETİMİ

Engelsiz Fen için Yeni Olasılıklar

Öğrencilik yıllarınızda fen dersiyle aranız nasıldı? Vücudumuzun içini görme şansımız olmamasına rağmen, organlarımızın nasıl çalıştığını rahatlıkla hayal edebiliyor muydunuz örneğin? Öğretmeniniz tahtaya basit elektrik devrelerini çizdiğinde, elektrik akımının o yol boyunca nasıl seyahat ettiğini kestirebilmiş miydiniz? Muhtemelen hepimiz zorlanmıştık. Ancak bu, tamamen bizimle ilgili değildi.

Malum, fen bilimleri bize doğada olanı kavratmaya çalışıyor. Ancak bu alanın kendisi çoğu zaman o kadar soyut kalıyor ki, beynimiz bilgiyi anlamlı verilere dönüştürebilmek için kolaylaştırıcılara ihtiyaç duyuyor.

Peki hazırsanız şimdi sıkı bir soru geliyor: Bu tablonun içinde görme engelli öğrenciler nerede duruyor? Kötü haber: Eğitime erişim herkesin hakkıyken, görme engelli bireyler ne yazık ki bu alanda zorluklarla karşılaşıyorlar. İyi haber: Eğitimde eşitliği mümkün kılmak imkânsız değil. Aklınıza öyle büyük icatlar, altından kalkılamaz süper teknolojik girişimler de gelmesin. Basit olan hayat kurtarır. Nasıl mı? Örneğin, ders içeriklerinin görme engeli olan çocuklara hitap edecek şekilde dönüştürüldüğünü hayal edin. İşte Aksaray Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin değerli kadrosu, bu heyecan verici fikrin peşinden giderek bir hareket başlattı. Yola çıkarken çok etkileyici bir iddiaları daha vardı: Öğretmenlere görme engelli öğrenciler için materyaller geliştirmeyi ve uyarlamayı öğretmek. İşte bu gerçek bir kazanım olacaktı. Çünkü sorunun kaynağında, görme engelli çocukların bu dersleri öğrenememesi değil, öğretmenlerin onlara nasıl ulaşacaklarını bilememeleri yatıyordu. Bu da öğretmenlerin, farklı gelişimlere sahip çocukların bir arada eğitim gördüğü kaynaştırma öğrencilerinin bulunduğu sınıflara girmek konusunda gönülsüz davranmalarına neden oluyordu.

“Üç yıldır görme engelli öğrenci ile çalışıyorum. Çoğu zaman derslere katılım sağlayamıyordu. Bunun benden kaynaklandığını söyleyebilirim artık. Ama bundan sonra ne yapmam gerektiğini öğrendim, bir de bu işin çok kolay olduğunu gördüm.”

Proje Faaliyetlerine Katılan Bir Öğretmen

İki genç kadın, kartondan yapılmış gibi görünen bir beyaz topun üzerini fırça ile maviye boyuyor.

Görme engelli çocuklar nasıl öğrenir? Engelli ve engelsiz öğrencilerin bir arada olduğu bir sınıf nasıl yönetilir? Nasıl bir oturma düzeni daha uygun olur, okulun içinde diğer arkadaşları gibi özgürce hareket edebilmeleri için neler yapılabilir? Bugüne kadar denenmiş yöntemler gözden geçirildi; fen bilimleri alanında yalnızca birkaç konuya dair materyalin görme engeli olan öğrencilere de hitap edecek şekilde üretilmiş olduğu tespit edildi. Bunun yanı sıra, görme engelli öğrencilerin laboratuvar gibi alanları daha rahat kullanılabilmeleri için bazı düzenlemeler yapılmıştı. Ancak tüm bunlar, kapsamlı bir dönüşüm için yetersiz kalıyordu.

Üniversitede önce, hangi materyallerin nasıl uyarlanacağına, bunların öğretim süreçlerine nasıl dâhil edileceğine dair yoğun bir hazırlık süreci başladı. Öte yandan, tüm öğretmenlere uzun vadede rehber olacak kalıcı bir ürün oluşturmak önemliydi. ‘Engelsiz Fen Öğretimi Kılavuz Kitabı’ işte böyle ortaya çıktı.

ENGELSİZ FEN ÖĞRETİMİ KILAVUZ KİTABI

Kitabın başlangıç noktasında, görme engelli öğrencilerin genel özellikleri ve eğitim ihtiyaçları hakkındaki bilgiler duruyordu. İkinci aşamada, fen dersi içeriklerinin, görme engelli öğrencilerin kavrayışlarını artıracak şekilde nasıl zenginleştirildiği anlatılıyordu.

Süreç, 3 ve 4. sınıf fen kitaplarının elden geçirilmesiyle devam etti. İçerikler, öğrencilerin görme düzeyine göre, Braille alfabesi veya büyük puntolarla yeniden hazırlandı.

Zorlukları bire bir deneyimleyenler, görme engelli öğrenciler ve öğretmenleriydi; neye ihtiyaç duyduklarını yine en iyi kendileri biliyorlardı. Aksaray Üniversitesi, proje ortağı olan Aksaray İl Milli Eğitim Müdürlüğünün tam desteği ile bu iki grubu atölyelerde buluşturarak, ders materyallerinin uyarlanmasına rehberlik etti. Ortaya, öyle işler çıktı ki, ilham almamak mümkün değildi.

“Fen bilimleri dersinde çok fazla materyal kullanırız. Ben bu materyalleri görme engeli olan öğrencime de veriyordum. Bu materyalin onun için yeterli olmadığının farkındaydım. Ama ekstra bir şeyler yapmak için de açıkçası zaman bulamıyordum. Bu projenin özellikle atölye çalışmalarında gördüm ki; aslında bir silikon tabanca bile bu öğrencilerin materyallere erişiminde oldukça etkili oluyor ve çok kısa sürede materyal uyarlanabiliyor.”

Proje Faaliyetlerine Katılan Bir Öğretmen

Üzerinde kulağın yapısı yazan, karton ve kağıtlardan yapılmış üç boyutlu bir materyal.
Siyah, kırmızı ve sarı katmanlardan oluşan bir materyal üzerinde, çekirdek ve ateş küre yazıyor.
Tohumun filizlenmesini gösteren üç boyutlu iki plastik materyal.
Kabartmalı, farklı malzemeler kullanılarak oluşturulmuş bir yerküre.

Kumaşlar, katmanlar, kabartma ve büyük puntolu yazılar ve renk zıtlıkları kullanılarak oluşturulan yerküreye dokunduğunuzda kara ve suların kapladığı alanları birbirinden ayırt edebiliyordunuz. CD’ler, balon, zil gibi malzemelerle uyarlanan materyali ellerinizin arasına alıp inceler, çıkardığı seslere kulak kabartırken, itme-çekme kuvvetinin nasıl bir matematikle işlediğini anlamak mümkün hâle geliyordu. Bir mıknatısın maddeleri çekemediğinde ne olduğunu, bir kayacın sertliği ya da kırılganlığının neye benzediğini, bir organın yüzeyindeki pürüzleri ve çalışırken nasıl kasıldığını dokunarak öğrenebiliyordunuz.

Kapalı bir toplantı salonunda kalabalık bir grup fotoğrafı. Yarım daire şeklinde arkalı önlü ayakta duran insanlar hafif yüksekte bulunan kameraya bakarak poz veriyor.

Bu, başka türlü bir öğrenme deneyimi sunuyordu ve çok etkiliydi. Her şeyin ötesinde öğretmenlere, görme engeli olan çocuklara bir şeyler öğretmenin zor olmadığını ispatlıyordu. Yaratıcı seçenekler üretmek her zaman mümkündü ve bu yapıldığında, engeli olan ya da olmayan tüm öğrenciler için daha derin, kalıcı, dönüştürücü bir öğrenme fırsatı var olmaya başlıyordu.

Bir okulun bahçesini, merdivenlerini ya da laboratuvarlarını engelli çocukların özgürce dolaşabileceği şekilde tasarlamak, şüphesiz ki, eğitime eşit erişimin en öncelikli adımlarından biri. Ne de olsa engellere karşı durmak, önce fiziksel sınırları ortadan kaldırmakla başlıyor. Aksaray Üniversitesi ise, bu temel gerekliliğin ötesinde daha aşılmaz görünen bir zorluğa çözüm sunmayı başarıyor. “Görme engelli öğrencim de diğeriyle aynı ödevden sorumlu; ancak ona nasıl araştırma yapacağıyla ilgili yardımcı olamıyorum, çünkü ben de bu konuda yetersizim,” diyen bir öğretmenin, artık kendisini çaresiz hissetmeyeceği yeni bir olasılıklar evreni yaratıyor. Bu evrende, hepimiz tüm farklılıklarımızla bir arada, yer kabuğunun katmanlarını sayabiliyor, çalışan organların seslerini işitebiliyoruz.

“Atölyelerde görme engelli öğrencilerin kendileri de vardı. Biz yaptık, onlar denedi. Bu da önemli bir deneyimdi bizim için. Bir de bu öğrenciler için teknolojik cihazlar olduğunu, onların nasıl çalıştığını gördüm, bu da benim hem alan içi gelişimimde hem de öğrencilerin derslere erişiminde etkili olacaktır.”

Proje Faaliyetlerine Katılan Bir Öğretmen

İki kadın, birçok malzemenin bulunduğu masada materyal üretimi için çalışıyor.
Tohumun gelişimini anlatan kabartmalı bir materyalin fotoğrafı. Tohum, köklenme, kalın kök, genç bitki ve olgun bitki aşamalarını gösteriyor.
Maket bıçağı ile bir kartonu kesen bir el.
Üç boyutlu bir okul binası ve bahçesi maketi.

Videonun erişilebilir versiyonu için tıklayınız.